Su baskını riski bulunan bir arsada prefabrik ev konumlandırılırken ilk olarak yapının arazideki en güvenli kotta yer alması, yüzey suyunun yapıdan uzaklaştırılması ve temel seviyesinin olası su birikimine karşı doğru belirlenmesi gerekir. Yapının yalnızca yüksek bir noktaya taşınması yeterli olmayabilir. Arazi eğimi, yağmur suyu akış yönü, çevredeki yolların kotu, drenaj kapasitesi ve yer altı suyu durumu birlikte değerlendirilmelidir.
Özellikle yoğun yağış alan veya çevresine göre düşük kotta kalan arazilerde yapı yeri belirlenmeden önce suyun arazide nasıl hareket ettiği incelenmelidir. Gerekli durumlarda zemin etüdü, drenaj düzenlemesi ve kontrollü dolgu uygulamalarıyla yapı alanı güvenli hale getirilmelidir.
Yapı planlanırken yalnızca ilk yatırım maliyetine odaklanmak yerine zemin hazırlığı, temel, drenaj ve çevre düzenlemesi gibi kalemlerin de toplam bütçeye etkisi hesaba katılmalıdır. Bu nedenle prefabrik ev fiyatları değerlendirilirken arsanın mevcut koşulları da sürece dahil edilmelidir.
Bir arazide geçmişte su birikmesi görülmesi önemli bir işarettir ancak tek kriter değildir.
Risk değerlendirmesinde şu unsurlar incelenmelidir:
Özellikle arazi çevredeki yol veya parsellerden daha düşük seviyedeyse yoğun yağışta yüzey suları yapı alanına doğru ilerleyebilir. Bu nedenle yalnızca arsanın kuru olduğu bir günde yapılan gözlemle karar verilmemelidir.
Yapı mümkün olduğunca doğal olarak yüksek ve suyun birikmediği bir noktada konumlandırılmalıdır.
Ancak “en yüksek nokta” tek başına yeterli bir ölçüt değildir. Bu alanın temel için uygun zemin özelliklerine sahip olması, araç erişimine izin vermesi ve çevresinde suyun tahliye edilebileceği bir düzen oluşturulabilmesi gerekir.
Örneğin yüksek kotta bulunan ancak gevşek dolgu üzerine oturan bir alan, daha düşük fakat mühendislik açısından sağlam bir bölgeden daha uygun olmayabilir. Bu nedenle yapı konumu belirlenirken; zemin taşıma kapasitesi, su hareketi, erişim ve altyapı bağlantıları birlikte ele alınmalıdır.
Su baskını riski bulunan arazilerde temel kotu kritik bir tasarım kararına dönüşür.
Temel seviyesinin çevredeki bitmiş arazi kotundan daha yüksek planlanması yüzey suyunun yapı içerisine ulaşma riskini azaltabilir. Ancak bu yükseklik her proje için sabit değildir.
Kot belirlenirken;
dikkate alınmalıdır.
Temeli rastgele yükseltmek yerine zemin ve yapı projesine uygun bir kot oluşturulması gerekir.
Ayrıca yapı çevresinde yapılan dolgunun zamanla oturmaması için uygun malzeme ile tabakalı ve kontrollü sıkıştırma yapılmalıdır.
Yapı çevresindeki bitmiş zemin mümkün olduğunca suyu temelden dışarı doğru yönlendirecek şekilde oluşturulmalıdır. Ters eğim bulunması halinde yağmur suyu doğrudan yapının çevresinde birikebilir.
Özellikle giriş kapıları, teraslar, araç yolları ve peyzaj alanları tamamlandıktan sonra zemin kotlarının yeniden kontrol edilmesi önemlidir. Çevre düzenlemesinin ilerleyen aşamalarında yapılan hatalı dolgu uygulamaları daha önce doğru oluşturulan drenaj düzenini bozabilir. Bu nedenle yapı ve peyzaj kotları başlangıçtan itibaren birlikte planlanmalıdır.
Bir iki katlı prefabrik ev için de temel yaklaşım aynıdır: yapı güvenli zemine oturtulmalı ve sudan korunmalıdır.
Ancak iki katlı yapılarda toplam yapı yükü, temel tasarımı ve taşıyıcı sistem hesapları farklılaşabileceği için zemin koşullarının mühendislik açısından doğru değerlendirilmesi daha da önem kazanır.
Arazi dolgusu, temel tipi veya kot yükseltme gibi kararlar yapının ağırlığı ve statik projesiyle birlikte ele alınmalıdır. Kat sayısı arttıkça yalnızca mimari ihtiyaçlara göre yer seçmek yerine zemin ve temel koşullarının proje kararlarında daha belirleyici olması gerekir.
Temel sistemi zeminin taşıma kapasitesine, yapı yüküne ve su koşullarına göre belirlenmelidir.
Yer altı su seviyesinin yüksek olduğu alanlarda temel ve su yalıtımı detayları ayrıca önem kazanır.
Temel çevresinde sürekli nem bulunması yalnızca su girişine değil, yapı elemanlarının uzun dönem performansına da etki edebilir.
Bu nedenle su yalıtımı, drenaj ve temel uygulaması birbirinden bağımsız değerlendirilmemelidir.
Statik proje ve zemin verileri esas alınarak uygun çözüm oluşturulmalıdır.
En önemli konu, yapıyı yalnızca sudan “yükseğe kaldırmak” değildir. Suyun arazi içerisindeki hareketini kontrol etmektir. Doğru kot, uygun temel, kontrollü dolgu, yeterli drenaj ve çatı suyunun güvenli tahliyesi birlikte planlandığında risk önemli ölçüde azaltılabilir.
Su baskını riski bulunan bir arsada prefabrik ev kurulmadan önce yapılacak doğru arazi ve zemin değerlendirmesi, sonradan gerçekleştirilecek pahalı müdahalelerin de önüne geçebilir.
Bu nedenle yapı yerleşimi belirlenirken mimari plan kadar zemin ve su yönetimi de projenin temel kararları arasında yer almalıdır.