Metro inşaatlarında geçici prefabrik ofisler proje yönetimi, mühendislik, saha koordinasyonu, toplantı, kalite kontrol, iş sağlığı ve güvenliği gibi birimlerin şantiye içerisinde düzenli biçimde çalışabilmesi için kullanılır. Bu yapılar özellikle uzun süre devam eden ve çok sayıda ekibin eş zamanlı görev aldığı altyapı projelerinde saha ile yönetim arasındaki koordinasyonun merkezlerinden biri haline gelir.
Doğru planlanan bir prefabrik ofiste sadece ihtiyaç duyulan oda sayısı dikkate alınmaz. Çalışan sayısı, departmanların birbirleriyle ilişkisi, şantiye içi trafik, saha erişimi, elektrik ve data altyapısı, ses ve toz etkisi ile projenin ilerleyen dönemlerinde oluşabilecek alan ihtiyaçları birlikte değerlendirilir.
Bu nedenle metro şantiyelerinde kullanılacak bir prefabrik ofis planlanırken yapı, projenin günlük çalışma düzeninin bir parçası olarak ele alınmalıdır.
Metro şantiyelerinde ofis yerleşiminde ilk değerlendirilmesi gereken konulardan biri güvenli erişimdir. İş makinelerinin yoğun olarak hareket ettiği güzergahlar, vinç çalışma bölgeleri, malzeme indirme alanları, kazı noktaları ve saha içi araç trafiği dikkate alınarak ofis için uygun bir alan belirlenmelidir.
Ofisin aktif çalışma alanına çok uzak konumlandırılması teknik ekiplerin sahaya erişimini zorlaştırabilir. Çok yakın konumlandırılması ise gürültü, toz, titreşim ve iş makinesi trafiği gibi etkenleri artırabilir.
Bu nedenle ideal yerleşim saha erişimi ile çalışma konforu arasında dengeli bir konum oluşturmalıdır. Ayrıca yapının kurulacağı zeminin durumu da değerlendirilmelidir. Zemin hazırlığı, yağmur suyu tahliyesi, yaya yolları ve araç erişimi gibi unsurlar yapı kurulmadan önce planlanmalıdır.
Ofis planlamasına mevcut çalışan sayısından önce organizasyon yapısı incelenerek başlanması daha sağlıklı sonuç verir.
Örneğin 30 kişinin çalışacağı bir ofiste sadece 30 çalışma masası için alan hesaplamak yeterli olmaz. Bu kişilerin hangi departmanlarda görev aldığı, kaç ayrı çalışma alanına ihtiyaç duyulduğu ve gün içerisinde kaç kişinin toplantı odalarını kullanacağı da değerlendirilmelidir.
Metro projelerinde yüklenici, alt yüklenici, müşavir, mühendislik ekipleri ve farklı disiplinlerin düzenli toplantılar gerçekleştirmesi gerekebilir. Bu nedenle toplantı salonlarının kapasitesi günlük ofis personelinden daha yüksek tutulabilir.
Teknik ofislerde ise çalışma masalarının ölçüsü, büyük formatlı çizimlerin incelenmesi, proje dokümanlarının saklanması ve bilgisayar ekipmanlarının kullanımı dikkate alınmalıdır.
Personel sayısının yüksek olduğu projelerde tek bir büyük yapı yerine birden fazla prefabrik birimden oluşan yerleşimler de planlanabilir.
Metro inşaatlarında kazı, kırıcı ekipmanlar, jeneratörler, kamyonlar ve ağır iş makineleri nedeniyle yüksek seviyede gürültü ve toz oluşabilir.
Ofis konumu belirlenirken bu kaynaklarla yapı arasındaki mesafe mümkün olduğunca dikkate alınmalıdır.
Kapı ve pencere konumları da çalışma konforu üzerinde etkilidir. Özellikle yoğun araç trafiğinin bulunduğu cephelerde pencere ve giriş yerleşimi buna göre planlanabilir.
Personelin uzun saatler boyunca kullandığı alanlarda doğal aydınlatma, havalandırma ve iklimlendirme koşullarının birlikte değerlendirilmesi daha konforlu bir çalışma ortamı sağlar.
Metro projelerinde personel ihtiyacı projenin her aşamasında aynı kalmaz.
Kazı ve kaba inşaat dönemindeki ekip yapısıyla elektromekanik çalışmaların veya devreye alma sürecinin organizasyonu farklı olabilir. Bu nedenle geçici ofislerin yalnızca projenin başlangıç kadrosuna göre planlanması ilerleyen dönemlerde alan yetersizliğine yol açabilir.
Başlangıçta gelecekte kurulabilecek ek birimler için uygun alan bırakılması önemli bir planlama avantajıdır.
İhtiyaca göre yeni çalışma ofisleri, toplantı salonları, teknik birimler veya sosyal alanlar eklenebilir.
Büyük metro ve altyapı projelerinde yalnızca idari ofislere ihtiyaç duyulmayabilir.
Projenin büyüklüğüne, lokasyonuna ve çalışan sayısına bağlı olarak yemekhane, yatakhane, soyunma alanları, WC-duş birimleri, dinlenme alanları ve farklı sosyal birimler de gerekebilir.
Bu durumda ofis yapıları tek başına değerlendirilmek yerine şantiye kamp binaları ile birlikte bütüncül bir yerleşim planı içerisinde ele alınabilir.
Böyle bir planlamada yaya yolları, araç trafiği, sosyal alanlar, çalışma bölgeleri ve servis noktalarının birbirleriyle ilişkisi baştan belirlenebilir.
Metro projesi için geçici ofis planlanırken yalnızca yapının metrekare büyüklüğüne bakmak doğru bir ihtiyaç analizi oluşturmaz.
Çalışan sayısı, departman yapısı, proje süresi, şantiye içerisindeki kullanılabilir alan, iklim koşulları, elektrik ve data ihtiyacı, toplantı yoğunluğu, saha erişimi ve gelecekteki büyüme ihtiyacı birlikte değerlendirilmelidir.
Örneğin başlangıçta 20 kişinin çalışacağı bir şantiyede proje ilerledikçe ekip sayısının 40 kişiye çıkması öngörülüyorsa yerleşim buna göre hazırlanabilir. Aynı şekilde yoğun koordinasyon toplantılarının yapılacağı projelerde toplantı alanlarına daha fazla yer ayrılması gerekebilir.
Metro inşaatlarında geçici prefabrik ofislerin asıl işlevi, ekiplerin yalnızca kapalı bir çalışma alanına sahip olmasını sağlamakla sınırlı kalmaz. Doğru yerleşim ve planlamayla saha yönetimi, teknik ekipler ve proje paydaşları arasındaki günlük koordinasyonu destekleyen işlevsel bir çalışma merkezi oluşturulabilir.